Friday, June 22, 2012

Gestures&Postures

Here are my observations about gestures and postures around USF library.
http://www.slideshare.net/alphansa/observation-gesturepostures

I did it for a course work and enjoy a lot while i was preparing it. That's why i am sharing it.

I tried to compare the gestures and postures in U.S. and Turkey.  But, i am warning that this is not a serious study. Since i couldn't find the exact pictures for the gestures and postures, i tried to demonstrate them by myself (and Yohannes for the California style salute :) ). Also, there are couple of videos on the slides but it is hard to upload all of them.






Miami

Globecom 2010




\
I think i want to be a fisherman :)

Sea Level

Here is an another extraordinary day from Tampa Bay area.


Path loss measurements above sea level for a solar-powered submarine around St. Pete - USF Collage of Marine Science.


http://news.usf.edu/article/templates/?a=4299&z=123

The routes;

Visualization of the measurement results;










Equipment;













All measurements took nearly whole one day on the zodiac boat. At the end of the day, i was totally exhausted :) I was planning to go somewhere else beside Tampa :)


They were mating dolphins around us. I couldn't take their shots because i was using my phone as a GPS unit :(





Tesla Coil

An extraordinary day in Tampa!

They want us to measure the impact of a Tesla coil on mobile communication systems, built in St. Pete Forum.  These coils had been installed for the Tampa Bay Lightning - NHL games to create artificial lightnings! The coils are amazing when the lights are down. It is show time! 

Here are some shots; 














Videos (Flash player is required.):
Tesla Coil;
near organ;




and of course AC/DC - Thunderstruck!













Thursday, June 21, 2012

Rastgele

Neden insan bir kafeye gidip calismak, orada yazmak, okumak ister ya da bir ise konsantre olmasi gerekirken yaninda muzik dinler? Cevabi ilginc olsa gerek. Konu ile ilgili calismalar da varmis. Hepsini okumadim ama diyor ki ozette [1]


"a moderate (70 dB) versus low (50 dB) level of ambient noise enhances performance on creative tasks and increases the buying likelihood of innovative products. A high level of
noise (85 dB), on the other hand, hurts creativity.


Sebep olarak da su sunuluyor;


"Process measures reveal that a moderate (vs. low) level of noise increases processing difficulty, inducing a higher construal level and thus promoting abstract processing, which subsequently leads
to higher creativity."


Aslinda bunun baska ornekleri de yok degil gibi. Cogu yaratici fikir oyle havadan sudan sohbet ederken cikmiyor mu? Cok sessizken bazen uyumak daha zor olmaz mi? Yeni dogan cocuklar neden gurultu benzer sesler duyarken aglamazlar? Belki bunlar ayri seylerdir. Ama gurultu ile iliskili degiller mi?


Ne diye rastgelelik var yasamin icinde? Mukemmel olacagi yanilgisiyla sistemleri gurultuden bagisik, kusursuz (belki de odun gibi!) yapmaya calistik sanki. Bilgisayarlarin sorunu olmasin sakin kendi iclerindeki muzigi dinleyememesi?


[1] Ravi Mehta, Rui (Juliet) Zhu, Amar Cheema, "Is Noise Always Bad? Exploring the Effects of Ambient Noise on Creative Cognition", Journal of Consumer Research, 2012.

Sunday, June 17, 2012

Babam ve ben

Bugun babalar gunu :) Ama fotograflar bir yil oncesinden. Yer Alapli.



Altinoluk - 2011

Katamaran;

Annem;












Istabul'da yagmur yagiyor;

















Sakin;

Bozcaada - 2011

Bozcaada demek uzum baglari demek;
Uzum baglari demek sarap demek :)













sonra da ruzgar gulleri ve dostlarla paylasilan guzel anilar demek :)














Tuesday, June 12, 2012

Istanbul

Istanbul - Taksim;













Nereye gider bunca insan?





















ve bu da Istanbul kedisi;





















Bir de Istanbul'un cocuklari (Voltran!)

Wednesday, March 30, 2011

The moment

I don't know why i am always saying "my son". Maybe, you are a beautiful girl that i cannot imagine. Maybe, your beauty is from blues skies and oceans; your mom.

I had a friend that he didn't talked with me for two months. I didn't see him during this time. Three days ago, he came to the room and started to talk with me in a little shame, nervous, and angry.

He said he hates me. I said i didn't hate him.
He asked why i didn't response. I said i didn't want to fight with him.
He said i accept all his thoughts. I said i could find answer for each sentences if i really wanted to do that.
He said it was a suffer to share the same room. I said my door always opens for you. I said if i really disturbed him, he could go another room even if this is not my authority.
And i asked him what i could do for him... then he started to cry. Then, he talked about regular day life. He seems he has just been cured after two months. Now, he is refreshed.


My son, girl; do you have a big heart for everyone? Could you open your heart and put the people inside even if they are wrong or not? You are growing day by day.


I always like dancing tango. Do you dance?

One weeks ago, one of the girl from the tango club ask me to be partner for the tango performance for her organization. I said i could :) However, the tango crew had already started to practice choreography. Thus, they didn't accept us. It was ok. I said her "let's dance next time".

When the organization day came, i mean "two days ago", she called me. She said one couple couldn't performed because of unknown reason! She asked for the dance again. That's good. But, there were only 6 hours before the performance. I didn't know the choreography, and i was thinking that i didn't have a black pant! I didn't feel comfortable for dance. I regret her. However, I felt really terrible whenever i said these sentences because she really wanted to dance. It was her organization. I left her alone. After a while, i couldn't stop and i send a message about the dance. Naturally, she asked whether i was sure or not. I said i was (which is not true). Then, we practiced the choreography for just for one hour. We danced there, it wasn't good...

Ok... I didn't expect to have a good performance. However, she had expectations! I think she wasn't happy in the end. After performance, she didn't talk to much with me :) After that terrible performance, i was happy indeed. The result was not too much important.

I will always love you my son, my girl, and my angel.




Saturday, February 5, 2011

Mektup

Canim oglum.
Sene 2011.
Subat'in cumartesi aksamlarindan biri.
Tampa'dayim.
Hava yagmurlu. Soguk degil ama. Yerler islak.
Balkonun kapisini actim.
Disarinin seslerini duymak hosuma gidiyor.
Bazen arabalar geciyor apartmanin onundeki yoldan.
Bazen tek tuk insan sesleri.
Ama bilirsin iste gecenin sessizligi, hafif de serinligi.

Genelde geceleri calisiyorum. Sabahlari cok kalkamiyorum.
Eskiden kalkardim Istanbuldayken.
O zamanlar duzenli iste calisiyordum belki ondan. Zorunluluk var ya.
Hafta sonlari da bir guzel tatil. Oh uyu guzel guzel derdim.
Neyse canim artik buradayim simdi.

Bu aralar seni dusunuyorum.
Acaba su an burada baslamis olsaydin hayata, yanimda.
Sana ne kadar cok yardim edebilirdim veya sana ne kadar iyi bir baba olabilirdim diye.
Sana ne kadar hazirim ben su anda?
Sanirim dogru bir zamanlama yapip burada gozlerini acmadin dunyaya diyesim geliyor.
Kendime bakabiliyor muyum ki? Eminim annen bunu hep soyleyecektir.

Merak ediyorum simdiden ne kadar bana benziyorsun?
Gozlerin senin de ufacik mi?
Isiga sen de mi bakamiyorsun?
Senin de mi kaslarin catik gibi?
Ya ust on dislerin? aralik mi yoksa?
Saclarin kivircik mi? Ne zordur onlarla ugrasmak.

Bugun senin baban degilim. Bir gun gelir bunu okudugunda,
beni baban olarak dusunme.
Farz etki, canin sikildi, ciktin disari. Oturdun bir bankin tekine ve
bakiyorsun bogaza dogru.
Farz etki iste o an senin yanina oturan rasgele bir kisiyim olayim ben.
Mesela, canin besiktasa gitmek istedi canin da simit cekti karsiya gecerken.
Ne de guzel olur o simit...
O simiti satan kisi gibi dusun beni.
Hani olur ya fotograf cekmek icin cikayim, dolaniyim dedin oyle gece gece.
Mesela, gordun balon satan kara sakalli bir adam.
O kara sakalli adam olarak gor beni.

O yuzden dusunuyorum da oglum, senin uzerinde ben ne kadar etkiliysem,
Iste o az gorunen insanlar da o kadar etkili olacaklar.
O yuzden dusunuyorum da oglum, kizsan da herkese, istemesen de,
Gonlunde olsun herseye sevgi,
ve aklinda olsun herkesin onemi.

Cik disari, cek bir nefes.
Ellerini salla ve havayi hisset,
Gor renkleri.
Tek bir yudum su ic, hisset bogazindan aktigini.


Herkes onemlidir.
Boyle yasa, boyle yasat.






Wednesday, December 29, 2010

Sizler

Istanbul... olamadiginiz sehir.
Anilar hatirliyorum. Uzak.
Ne guzeldiniz ikinizde.
Kizmayin bana boyle dusunuyorum diye.
Cam sise burasi okyanusta ya.
Korktugumu unutuyorum sizinle. 
Demek isterdim o yuzden gitmeyin uzaklara.

Ama diyemem.

Yine de sizlersiniz aklima gelen.
Biri genclik, biri cocukluk.
Sen; Ilk optugum. Sensin belki gelecegi sekillendiren.
Ve sen; umudu cagristiran,
yere dustugumde yerden kaldiran,
sevgiyi ve aski ogreten.


Sevecegim adlarinizi baskasi eklense de.
Yillar tatlandiracak isimlerinizi.
Ve sizler olun sarhoslugumun sebebi.

Sunday, August 8, 2010

Nutshell

A new world rose from past.
Belonging to all imagines
and settling in the middle.
Let me dance on the out of the lines,
and dream the beauty of the sky.
Nutshell of my life
is the imaginations till stars.

Wednesday, August 4, 2010

Şehir

Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim, dedin
bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim bu ülkede.


Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma-
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.

Konstantinos Kavafis

Monday, August 2, 2010

Yine

Buraya bir seyler yazmak beni korkutuyor. Sert anilar animsatiyor.
17 Agustos. Amerika'ya tekrar gidisimin tarihi.
Cocukca ama sanki 15 gunluk omrum kalmis gibi :S

Thursday, June 10, 2010

Hasret

yüzyıl oldu yüzünü görmeyeli,
belini sarmayalı,
gözünün içinde durmayalı,
aklının aydınlığına sorular sormayalı,
dokunmayalı sıcaklığına karnının.

yüz yıldır bekler beni
bir şehirde bir kadın.

aynı daldaydık, aynı daldaydık.
aynı daldan düşüp ayrıldık.
aramızda yüz yıllık zaman,
yol yüz yıllık.

yüz yıldır alacakaranlıkta
koşuyorum ardından.

Nazim Hikmet

Wednesday, June 9, 2010

Herkes Gibi

Gönlümle baş başa düşündüm demin;
Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin.

Mâziye karışıp sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artık sen de herkes gibisin.

\\

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin

Nazim HIKMET


Wednesday, May 26, 2010

Dostluk



Eski iş yerimden arkadaşlarımla görüştüm. Çok özlemişim oradakileri. Bugün sizlerle olmak çok güzeldi. Huzur gördüm yüzlerinizde. Umarım sizleri hep güzel şeyler bulur.

Herkesi temsilen Tevfik Abi :) Ama fotograf 2012'den.

Yardım

İstanbul'dayım. Burası benim hayatım buyuk kısmının geçtiği şehir. Biraz ellerim titriyor. Kalbimin atışlarımı ellerimde görebiliyorum. Neyse gecenin bir yarısı işte. Odamda oturuyorum. Şöyle huzurluca uyusaydım ne güzel olurdu. Sakinleşmek istiyorum. Sakin değilim sanırım. Ürperiyor gibiyim. Omuzlarımda sanki bir şey binmiş de kurtulamıyormuşum gibi... Tuhaf bir ağrısı var gibi. Geçer değil mi?

Saturday, May 22, 2010

Beylik Sozler

koysalar seni cehenneme,
tum kotulukleri isleyecegim,
o degil ben demek icin.
ya da cikarsalar seni gokyuzunun en tepesine.
ve olsan bir melek orada,
tum iyilikleri isleyecegim
ben degil o demek icin.

ol uzayin en derinlerinde bir yildiz,
olacagim bir tas parcasi tum evrende seni arayan,
sen istersen gezegen olacagim etrafinda;
senin guzelligini seyreden hayatlar yasatabilmek icin.
seninle uyuyup, seninle uyanmalari icin.


ve eger olacaksan eskı bir vapur Istanbul'da, 
bir martı olacagim ben de
her seferinde seni selamlayabilmek için.